“`html
Deniz Türkali ve Serra Yılmaz ile Unutulmaz Bir Sohbet
Sanatın ve özellikle oyunculuğun sürekli bir öğrenme süreci olduğuna inanan Deniz Türkali ve Serra Yılmaz, 2015’teki bu etkileyici söyleşide, tiyatronun derinliklerine iniyor. Gülmece dolu diyalogları ve düşünceleriyle, alternatif tiyatrodan sanatsal özgürlüğe uzanan vazgeçilmez bir sohbet sunuyorlar.
Röportaj & Fotoğraf: Özlem Şan
Oyunculuk Serüveninizden Bahseder Misiniz?
Deniz Türkali: Bu soruyu sormak için oldukça büyüyüm. Bilmeyen hiç öğrenmesin, boş ver.
Serra Yılmaz: Bilgisi olmayan bilmediğiyle kalsın.
Sanat Çizgisi ve Oyunculukta Değişim
D.T: Elbette, her zaman daha yetkin olmaya çalışıyorum. Gelişim, öğrenim ve yeni akımlara açılmak en büyük amaç.
S.Y: Aferin! Ama hepimiz daha iyiye ulaşma peşindeyiz…
D.T: Unutmamak gerekiyor ki oyunculuk, bir kez “oldum” demekle bitmiyor!
“Fü” Oyunundan Bahsedelim
S.Y: Deniz provaları severken ben pek sevmiyorum, zorlu bir süreç oluyor.
D.T: Ancak prova süreci benim için oyunun en keyifli kısmı. Seyirci olmadığında neden oynayayım ki?
S.Y: Provalarda seyircinin enerjisini hissetmek çok önemli.
Tiyatroda Yalnızlık ve Bağlılık
D.T: Karakterlerimizi yalnız zannetmesek de aslında çok bağlılar. İki kız kardeş olarak birbirlerine sıkıca bağlılar.
S.Y: Kesinlikle! Bu bağı güçlü bir şekilde hissetmek gerekli.
Tiyatroda Alternatif Seçenekler
D.T: Devlet tiyatrosuyla alternatif tiyatrolar arasında kalmayı tercih etmem. İzlemeyi sevdiğim topluluklar Dot ve İkinci Kat gibi.
S.Y: Benim için de alternatif tiyatro en uygun yol!
Gelecek Projeleri
D.T: Önümüzdeki yıl Dot’ta Marianne Faithfull ile ilgili bir projede yer alacağım.
S.Y: Benim ise İtalya’da Elif Şafak’ın “Baba Ve Piç” adlı oyunum başladı. Hemen ardından Nisan’da yeni bir film projesine geçeceğim!
Deniz Türkali: Aşk hayatımız hakkında bir soru sormak isterseniz, lütfen buyurun!
“`